Bir dönem uluslararası şirket yapılanmaları konuşulduğunda ilk akla gelen ülkelerden biri Hollanda’ydı.

Çok uluslu şirketler, yatırım fonları, aile ofisleri ve girişimciler yıllar boyunca Hollanda’yı Avrupa’ya açılan güvenli bir kapı olarak gördüler.

Aradan geçen yıllarda dünya değişti.

Vergi kuralları değişti.

Şeffaflık standartları yükseldi.

Uluslararası bilgi paylaşımı arttı.

Ülkeler arasındaki vergi rekabeti farklı bir boyuta taşındı.

Bu nedenle bugün birçok iş insanı aynı soruyu soruyor:

“Hollanda hâlâ avantajlı mı?”

Bu soruya verilecek cevap, çoğu zaman beklendiğinden daha karmaşıktır.

Çünkü mesele artık düşük vergi meselesi değildir.

Aslında hiçbir zaman yalnızca vergi meselesi olmamıştır.

Hollanda’yı güçlü kılan unsur, uzun yıllardır vergi oranlarından çok daha farklı alanlarda ortaya çıkmaktadır.

Hukuki öngörülebilirlik.

Kurumsal disiplin.

Bankacılık sistemi.

Uluslararası itibarı.

Yatırımcı güveni.

Sözleşme kültürü.

Ve en önemlisi ekonomik istikrar.

Bir şirketin uzun vadeli plan yapabilmesi için yalnızca vergi avantajına değil, güvenilir bir ekosisteme de ihtiyacı vardır.

Bu nedenle uluslararası yatırımcılar çoğu zaman vergi oranından önce hukuk sistemine bakarlar.

Vergi avantajları değişebilir.

Ancak kurumsal güven kolay oluşmaz.

Bugün Avrupa’da faaliyet göstermek isteyen birçok girişimci için Hollanda hâlâ önemli bir merkez olmayı sürdürmektedir.

Ancak burada yapılan en büyük hata şudur:

Bazı kişiler Hollanda’yı yalnızca vergi avantajı üzerinden değerlendirmektedir.

Oysa başarılı uluslararası yapılar incelendiğinde görülen gerçek farklıdır.

Şirketler Hollanda’yı vergi kaçınmak için değil, büyümek için tercih etmektedir.

Çünkü uluslararası müşteriler açısından güvenilir bir kurumsal kimlik oluşturmak çoğu zaman birkaç puanlık vergi avantajından daha değerlidir.

Önümüzdeki dönemde Avrupa’daki şirket yapılanmaları daha da şeffaf hale gelecektir.

Ekonomik gerçeklik ile uyumsuz yapıların yaşam alanı daralmaya devam edecektir.

Buna karşılık gerçek faaliyet üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan ve uluslararası değer yaratan şirketler için Hollanda’nın önemi sürecektir.

Bu nedenle bugün sorulması gereken soru:

“Hollanda vergi avantajı sağlıyor mu?”

değil,

“Hollanda benim uluslararası büyüme stratejime ne katıyor?”

sorusu olmalıdır.

Çünkü güçlü şirketler ülkeleri vergi oranlarına göre değil, gelecek planlarına göre seçerler.

Ve bazen bir şirketin en değerli varlığı sahip olduğu sermaye değil, faaliyet gösterdiği ekosistemdir.