Dünyada eşit dağılmayan birçok şey vardır.

Sermaye eşit dağılmaz.

Bilgi eşit dağılmaz.

Fırsatlar eşit dağılmaz.

Yetenek eşit dağılmaz.

Coğrafya eşit dağılmaz.

Şans eşit dağılmaz.

Ancak herkesin sahip olduğu tek bir ortak sermaye vardır.

Zaman.

Bir iş insanı ile bir öğrenci.

Bir milyarder ile bir çalışan.

Bir şirket sahibi ile bir memur.

Bir devlet başkanı ile sıradan bir vatandaş.

Her gün aynı yirmi dört saate uyanır.

Bu nedenle hayatın en adil dağıtılmış varlığı paradan değil, zamandan oluşur.

İlginç olan ise şudur:

İnsan gençken zamanın değerini değil, paranın değerini düşünür.

Yaş ilerledikçe paranın değil, zamanın değerini anlamaya başlar.

Çünkü kaybedilen para yeniden kazanılabilir.

Kaybedilen bir şirket yeniden kurulabilir.

Kaybedilen bir yatırım yeniden yapılabilir.

Ama geçen bir gün geri gelmez.

Bu nedenle hayatın belirli bir döneminden sonra başarı anlayışı sessizce değişmeye başlar.

İnsan daha fazla kazanmaktan çok, zamanını nasıl kullandığını sorgular.

Gerçekten önemli olan şeylere yeterince vakit ayırabildi mi?

Ailesine?

Dostlarına?

Kendisine?

Sağlığına?

Meraklarına?

Hayallerine?

Çünkü zaman geçtikçe insan ilginç bir gerçekle karşılaşır.

Hayatın kalitesi sahip olunan şeylerin miktarıyla değil, ayrılan zamanın niteliğiyle belirlenir.

Bazı insanlar ömürlerini para kazanarak geçirir.

Bazıları ise zaman satın almaya çalışarak.

Aslında ikinci grup çok önemli bir şeyi fark etmiştir.

Servetin en değerli işlevlerinden biri daha fazla eşya almak değil, daha fazla özgür zaman yaratabilmektir.

Daha bilinçli seçimler yapabilmektir.

Daha anlamlı ilişkiler kurabilmektir.

Daha sakin düşünebilmektir.

Daha derin yaşayabilmektir.

Belki de bu nedenle hayatın ikinci yarısında birçok insan takvimine farklı gözle bakmaya başlar.

Boşluklardan rahatsız olmaz.

Tam tersine onları korumaya çalışır.

Çünkü artık bilir ki her davet önemli değildir.

Her toplantı gerekli değildir.

Her fırsat değerlendirilmek zorunda değildir.

Olgunluk bazen neye evet diyeceğini bilmekten çok, neye hayır diyeceğini öğrenmektir.

Sonuçta insanın gerçek serveti banka hesaplarında değil, sahip olduğu zamanın içinde saklıdır.

Ve belki de hayatın sonunda sorulacak en önemli soru şu olacaktır:

Ne kadar kazandın?

değil.

Sana verilen zamanı ne kadar bilinçli kullandın?

Çünkü hayatın en değerli sermayesi birikmez.

Her gün biraz daha azalır.

Ve bu yüzden bu dünyada en kıymetli şey para değil, zamandır.