Danıştay Kararları, 7464 Sayılı Kanun ve Vergisel Gerçekler

Son günlerde sosyal medya ve basında sıkça şu başlıklarla karşılaşıyoruz:

“Danıştay Airbnb’de vergi tartışmasını bitirdi.”

Bu başlığı paylaşarak görüş soran meslektaşlarımızın ve mükelleflerin sayısı oldukça arttı.

Peki gerçekten vergi tartışması sona erdi mi?

Kanaatimce bu soruya tek kelimelik bir “evet” ya da “hayır” cevabı vermek mümkün değildir. Çünkü aynı başlık altında, birbirinden bağımsız üç farklı hukuk alanı iç içe değerlendirilmektedir.

1. Borçlar Hukuku Açısından

Öncelikle klasik konut kiralaması ile turizm amaçlı kısa süreli konut kiralaması aynı hukuki ilişki değildir.

Türk Borçlar Kanunu kapsamında yapılan uzun süreli konut kiralamalarında taraflar arasında klasik kira sözleşmesi kurulmaktadır. Kiracı gerekli şartları taşıması hâlinde adres kaydını yaptırabilir ve bu ilişkide otel, pansiyon veya benzeri konaklama işletmelerine özgü yükümlülükler uygulanmaz.

2. Turizm Mevzuatı Açısından

7464 sayılı Kanun ile birlikte 100 gün ve altındaki turizm amaçlı konut kiralamaları, klasik kira ilişkisinden ayrılarak özel bir hukuki rejime tabi tutulmuştur.

Bu kapsamda;

  • Turizm Amaçlı Konut İzin Belgesi,
  • Kültür ve Turizm Bakanlığının denetim yetkisi,
  • idari yaptırımlar,
  • 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu kapsamındaki yükümlülükler

ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Bu nedenle Danıştay’ın vergi hukukuna ilişkin kararları, 7464 sayılı Kanun’dan kaynaklanan izin ve idari yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.

3. Vergi Hukuku Açısından

Asıl tartışma bu noktada başlamaktadır.

Danıştay’ın çeşitli kararlarında;

  • yalnızca taşınmazın kiraya verilmesi,
  • otelcilik organizasyonunun bulunmaması,
  • resepsiyon hizmeti verilmemesi,
  • kahvaltı sunulmaması,
  • günlük temizlik yapılmaması,
  • ek hizmetlerin bulunmaması

gibi unsurlar birlikte değerlendirilerek bazı uyuşmazlıklarda elde edilen gelirin Gayrimenkul Sermaye İradı (GMSİ) olarak vergilendirilmesi gerektiği yönünde kararlar verilmiştir.

Ancak bu kararlar;

“Airbnb üzerinden elde edilen tüm gelirler kira geliridir.”

şeklinde genel bir sonuç doğurmamaktadır.

Her olay, kendi maddi vakıaları ve organizasyon yapısı çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Ticari Organizasyon Nerede Başlar?

Vergi hukukunda belirleyici unsur yalnızca kiralama süresi değildir.

Özellikle aşağıdaki kriterler birlikte değerlendirilmektedir:

  • Faaliyetin sürekliliği,
  • Organizasyon yapısı,
  • Taşınmaz sayısı,
  • Sunulan ek hizmetler,
  • Reklam ve pazarlama faaliyetleri,
  • Personel istihdamı,
  • İşletme organizasyonunun varlığı.

Bu nedenle aynı platform üzerinden faaliyet gösteren iki kişinin vergisel statüsü birbirinden tamamen farklı olabilir.

KDV Riski Göz Ardı Edilmemelidir

Faaliyetin ticari kazanç olarak değerlendirilmesi hâlinde yalnızca gelir vergisi değil;

  • Katma Değer Vergisi (KDV),
  • Vergi Usul Kanunu kapsamındaki belge düzeni,
  • e-Belge yükümlülükleri,
  • geçici vergi,
  • diğer vergisel yükümlülüklerde ayrıca gündeme gelebilecektir.

Bu nedenle;

“Danıştay karar verdi, artık Airbnb gelirlerinden vergi alınmayacak.”

şeklindeki yorumlar hukuken isabetli değildir.

Sonuç

Bugün Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden gerçekleştirilen kısa süreli konut kiralamaları değerlendirilirken üç farklı hukuk alanının birlikte ele alınması gerekmektedir:

  • Borçlar Hukuku
  • Turizm Mevzuatı
  • Vergi Hukuku

Bu üç alan birbirinden bağımsızdır ve bir alandaki değerlendirme diğer alandaki yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.

Özellikle kısa süreli konut kiralamalarında;

  • izin yükümlülüğü,
  • vergisel nitelendirme,
  • idari sorumluluklarayrı ayrı analiz edilmelidir.

Sonuç olarak, her somut olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Aksi hâlde eksik veya yanlış yorumlar hem mükellefler açısından hak kayıplarına hem de gereksiz vergi ve idari yaptırımlara neden olabilecektir.

“Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay kendi özellikleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.”