İş dünyasında en tehlikeli yanılgılardan biri şudur:
Kâr eden şirketlerin güçlü olduğu düşünülür.
Oysa iş hayatı bize farklı örnekler göstermiştir.
Yüksek kârlılık açıklayan şirketler zor duruma düşebilmiştir.
Buna karşılık düşük kârlılıkla çalışan bazı işletmeler yıllarca ayakta kalabilmiştir.
Çünkü şirketlerin hayatını belirleyen tek unsur kâr değildir.
Nakit akışıdır.
Aslında birçok işletme sahibi bilançosuna baktığında ilk olarak kâr rakamını görür.
Bu anlaşılabilir bir durumdur.
Sonuçta kâr, yapılan faaliyetlerin sonucunu gösterir.
Ancak şirketlerin günlük hayatı bilanço ile değil, nakit ile yönetilir.
Personel maaşları nakitle ödenir.
Vergiler nakitle ödenir.
Tedarikçiler nakitle ödenir.
Krediler nakitle ödenir.
Hiçbir banka şirketin muhasebe kârını tahsil etmez.
Nakitini tahsil eder.
İşte bu nedenle bazı şirketler kârlı oldukları halde zorlanırken, bazı şirketler daha düşük kârlılıkla faaliyet göstermelerine rağmen güçlü kalabilir.
Çünkü bir şirketin elde ettiği kâr ile kasasına giren para her zaman aynı şey değildir.
Özellikle hızlı büyüme dönemlerinde bu fark daha da belirgin hale gelir.
Satışlar artar.
Ciro yükselir.
Yeni müşteriler kazanılır.
İlk bakışta her şey yolunda görünür.
Fakat tahsilatlar gecikmeye başladığında tablo değişir.
Şirket büyümektedir.
Ama nakit üretememektedir.
İşte birçok işletmenin fark etmeden içine düştüğü risk burada başlar.
Aslında iş dünyasında yaşanan birçok krizin temelinde zarar değil, nakit yönetimi problemi vardır.
Kârsızlık elbette bir risktir.
Ancak nakit yetersizliği çoğu zaman daha hızlı sonuç üretir.
Bu nedenle güçlü şirketler yalnızca satış rakamlarını takip etmez.
Tahsilat hızlarını takip eder.
Ödeme vadelerini takip eder.
Stok devir hızlarını takip eder.
Nakit dönüş sürelerini takip eder.
Çünkü bilirler ki büyüme ancak nakitle sürdürülebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken başka bir konu daha vardır.
Her büyüme sağlıklı büyüme değildir.
Bazı şirketler büyürken zenginleşir.
Bazıları ise büyürken fakirleşir.
Bu ilk bakışta çelişkili gibi görünür.
Ancak tahsilatın yavaş, finansman maliyetinin yüksek olduğu ortamlarda büyüme ilave nakit ihtiyacı yaratabilir.
Ve kontrol edilmediğinde işletmeyi zorlayabilir.
Bu nedenle şirket sahiplerinin kendilerine zaman zaman şu soruyu sormasında fayda vardır:
“Kâr ediyor muyuz?”
sorusundan önce,
“Ürettiğimiz kâr nakde dönüşüyor mu?”
sorusunu sormaları gerekir.
Çünkü işletmelerin geleceğini çoğu zaman gelir tablosundaki rakamlar değil, kasadaki gerçek nakit belirler.
Kâr bir sonuçtur.
Nakit ise hayattır.
Ve iş dünyasında hayatta kalabilen şirketler, çoğu zaman bu farkı erken anlayabilenlerdir.
